Gönderen: yakaza | Eylül 20, 2008

kıssadan hisse

Baba oğluna anlatıyor :

Sevgili oğlum bir zamanlar bir at ve sahibi varmış.Adam atını her gün tımarlar, bütün zamanını onun beslenmesi ve bakımı ile geçirirmiş. Atına binmeye hiç kıyamaz, yorulmasından terlemesinden ve hastalanmasından ödü koparmış. Bir gün hacca gitmeye karar vermiş. Atıyla birlikte yola çıkmış. Eh demiş atına seni besledim büyüttüm bu yolculukta bana yardımcı olacak beni sırtında taşıyacaksın demiş ve atının üzerine kurulmuş. Yüke alışkın olmayan at biraz serkeşlik etmiş ama sonunda iradesini sahibine teslim etmiş. Bir kaç kilometre dörtnala koşturmuş. Atının kan ter içinde kaldığını görünce dinlendirmek için hemen inmiş başlamış beslemeye ve tımar etmeye. Bir taraftanda kendi kendine kızıyormuş, ben ne yaptım böyle dünyada eşi benzeri olmayan bir atın sahibiyim, onu mahvettim. Keşke hiç binmeseydim nasıl elim vardı diye de söyleniyormuş. Artık atına binmemeye yemin etmiş, almış yedeğine başlamış yayan yürümeye nasıl olsa zamanım çok vaktinde hacca yetişirim diye düşünmüş. Bir müddet sonra buna da gönlü razı olmamış. Atına seyis aramış, onu beğenmemiş değiştirmiş, biri yeterli gelmemiş iki seyis tutmuş, hastalanır diye atının hizmetine veterinerler koşturmuş, iki gün yol alsa bir hafta atının bakımı ve tedavisiyle vakit geçirmiş, yeşillikler aramış otlasın diye, düz yollar aramış ayağına taş vurmasın diye. Geriden gelen hac yolcuları kafile kafile geçmişler menzile doğru. Onu görenler uyarmışlar:

– Atınla bu kadar zaman geçirme hac mevsimine az kaldı,bin üstüne koştur, diye.

O ise bu uyarılara kulağını tıkamış. “Böyle bir atım olduğu için çekemiyorsunuz” diye söylenmiş. Atına olan muhabbeti daha da artmış bu süre içersinde. Atı ona hizmet etmesi gerekirken o tamamen kendini atının hizmetine vermiş. Hac zamanı gelmiş adamcağız daha yolun başındaymış. Son bir gayrete gelecek olmuş atlamış atına ama yine eli varmamış hemen inmiş. Birkaç gün daha böyle geçmiş. Derken atı hastalanmış veterinerleri ,seyisleri koşturmuş. Tedavi etsinler diye. Kendini suçlamış, neden bu yolculuğa çıktım diye. Atının tedavisi günlerce sürmüş ama bir sonuç alınamamış ve at ölmüş.

– E oğul tanıdın mı atı ve sahibini?

– Hayır babacığım tanıyamadım

– Oğul, at bedenimizdir,sahip ise akıl. Eğer akıl bedeni doğru kullanabilseydi menzile varacaktı. Ancak akıl kendini bedenin zannetti, hem kendini mahfetti hem bedenini. Beden aklın sahibi değil, akıl bedenin sahibi olması lazım. Akıl bedene değil, bedenin akla hizmet etmesi lazım…

Emre Doğru


Responses

  1. teşekkürler paylaşım için


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: