Posted by: yakaza | Ağustos 16, 2008

İkisi…

 

 Bilmeden yaptım
Belki de gölün durgunluğu çekti beni,
Bilerek çektim
Sanırım bulutların rengi sardı beni…

Bilmeden kaynaştırdım
Belki ikisi de sudur diye,
Bilerek dokundum
Sanırım ikisi de düşümdür diye…

24 Nisan 2008 PARİS 

 Ahmet Nesin

Posted by: yakaza | Ağustos 16, 2008

Anlayamadılar …

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik

güzelim


Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda
……….
……….

Nazım Hikmet RAN

Posted by: yakaza | Ağustos 16, 2008

Hüzünlü şarkı

Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi
Çay demledim: deme, kahve getirme
Girme ani sevinç gibi beynime
Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi!.


Ben böyle olacak adam değildim
Yanlız kalacak adam değildim
Neylersin rüzgar sertçe esti eğildim
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…

Her ne kadar kale’m varsa alındı
Eski sevgililer bir bir silindi
Yine sol böğrüme bir ağrı indi
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…

Bırak dağ başları toz duman olsun
Kırılsın camlar,plaklar sussun
Muhabbet kuşları kafesten uçsun
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…

Tahir Kutsi Makal

Posted by: yakaza | Temmuz 23, 2008

Dilimde ay tutuldu….

 

korunaklı şiirler yaz bana, sevgilim olmayan sevgili

sağanak yağışlı günlerimde sığınacağım bir yer

bulunsun

bari, şiirlerde bir ev’cağızım olsun

 

üç oda bir salon yalnızlığımı kiraya vereceğim

heveslenme, senin için düşlerim başka

aklını başından alıp, gezmeye götüreceğim

ne güzel gülüyo.ne güzel gülüyorsun,

 dudaklarında eski İstanbul resimleri
öyle kal lütfen, yüzüme baktığın anın resmini çekeceğim

sana söz veriyorum, sen de bana umut ver
sonra her şeyi unutup, ülkeme geri döneceğim

bende bir hoşum, şarkıların belalı güzelliğine vuruldum
o uzak ayda kaldı onayladığım gülüşler
raks eden sevişmelerin çingene zamanındayım,
‘gel’ desen, gidemeyecek kadar sarhoştur özlemler

anlayışımı kaybettim, beni anla
karşılığında gözlerimin kahvesinden içireceğim
düşe kalka düşledim, son baharım kaldı
beni şimdi tutmazsan, dudaklarına devrileceğim

oturaklı şiirler yaz bana, sevgilim olmayan sevgili
yorgun günlerimde dinleneceğim bir yer bulunsun
şiirlerde bari, bir nefeslik yerim olsun

‘05-izmir havası / ay’da dil tutulması

Pelin Onay..

Posted by: yakaza | Temmuz 8, 2008

zeval

Kasımpaşa’da bir bayram günü soğuktan donarak ölen

ve hayatımızdaki en değerli şeyleri bize öğreten o derin dervişe…

“Hayat hiçbir zaman boyumuzun hizasında olamadı. Hep başka zamanlarda ve mekanlarda kaybettik kendimizi. İkimiz de aramayı yıllarca zıt yönlerde aradık. Yürüdüğümüz yol, cam kırıklarıyla, paslı çivilerle, ateşlerle, tuzaklarla ve en çok da yenilgilerle dolu bir yoldu. Sahip olduğumuz en büyük servet de bunlar oldu.”

Kaybetmeyi servet sayan bir yazarın kaleminden çıkan roman, bu cümlelerle başlıyor. Ve devam ediyor felsefi imgelerin yordamıyla…

Zeval, hem üslubu ve hem de anlatım tekniği itibariyle bir roman için fazlasıyla sarsıcı. Yazarın seçtiği epizotlardan diyaloglara, yaptığı ironilerden psikolojik yaklaşımlara kadar roman, pek çok orijinal atraksiyonla okuru allak bullak edecek bir niteliğe sahip. Fakat bunlardan daha önemlisi ise Zeval’in, Kasımpaşalı Lütfi Efendi’nin hayatına teğet geçmesi. İlk yayına başladığı günden beri yayınlarımızı kendisine ithaf ettiğimiz Lütfi Efendi, bizii yakından takip edenlerin bildiği bir isim. Ahmet Can’ın eserini ithaf ettiği Kasımpaşalı Lütfi Efendi, bir bayram günü soğuktan donarak vefat etmişti.

Romandan bir bölüm:
“İnsanoğluyla ilgili tüm tanımlamalar eksiktir ve bir çoğu da yalandır. Psikiyatri yalandır. Psikolog bir arkadaşım vardı. Bizim gibi insanların mutlaka bir kaç titri olan dostları olur. Çünkü onlar için iyi bir malzemeyizdir. Umut dağıtıcıları… Umut pompacıları… Kendilerine çok güvenen psikologlar… Onların gözünde asla sağlıklı insan yoktur. Çünkü gizli güç odur.
Ve siz ruhunu ona teslim eden çaresiz bir kölesinizdir.
Bu yüzden onun otoritesini hiçbir zaman zedeleyemezsiniz. Sarsamazsınız.
Duygularını paraya tahvil etmiştir onlar.
Sizin üzerinizden para kazanırlar.
Sizin üzerinizden otorite saplantılarını tatmin ederler.
Sizin üzerinizden, kendilerinden daha kötü biri ile yüzleşmedeki o pis, o ikiyüzlü küstah rahatlama hattına girerler.
Sizin üzerinizden meşhur olurlar.
Size sürekli yalan söylerler.
Siz orijinalsinizdir onlar ise sizi herkesleştirmeye çalışırlar.
Siz zekisinizdir. Onlar sizi aptallaştırmaya çalışırlar.”

Ahmet Can - Ritüel Yayınları

Posted by: yakaza | Haziran 22, 2008

Ciğerin yansın

 

 

 

 

 

 

 

Ciğerin Yansın


Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
Al götür vicdansız ruhun yıkansın
Her günüm hasretin zulmüyle başlar
Ahımı hakettin ciğerin yansın

Bilseydim duyguya yer yok dininde
El pençe durmazdım hayalin önünde
Kapkara yas tututum doğum gününde
Neşemi yok ettin ciğerin yansın

Doğuştan sevgiye aşka meyildim
Kimsenin lütfuna muhtaç değildim
Bir sana diz çöktüm sana eğildim
Canıma tak ettin ciğerin yansın

Sen ince ağrımsın veremdim sana
Aleme haramdım, haremdim sana
Aşkınla tutuşan ,keremdim sana
Aslıdan çok ettin ciğerin yansın

Düşsemde kalkarım tutma elimden
Gururum merhamet ummaz zalimden
Beddua çıkmazdı şair dilimden
Sabrımı tükettin ciğerin yansın

Sineni kaplasın bu onmaz yara
Hayatın boyunca gölgemi ara
Değil mi sen benim yüzümü kara
Saçımı ak ettin ciğerin yansın

Bedirhan Gökçe

Posted by: yakaza | Haziran 20, 2008

Fantastik resimler

 

Posted by: yakaza | Haziran 17, 2008

günün sözü!..

Gerçeği anlatmak istiyorsan, zerafeti terziye bırak (A. Einstein)

Posted by: yakaza | Haziran 12, 2008

Göçmen Çiçek

GÖÇMEN ÇİÇEK

Aykırı bir uçurumum yolunun üzerinde
Elini uzatacağın dalları yamacında saklayan
Birdenbire patlayan
Bir çığlığım sessizliğinde
Ele-güne karşı seni utandıran.
yaz günü palto giyerim
Ceplerim dolu dolu şiir
Gören beni deli sanır
Adım kaçığa çıkar
keşke kaçsam
Keşke kaçabilsem şu dünyadan.

Aykırı bir şiirim kitabının arasında
Kargacık burgacık bir yazıyla yazılmış
Sondan okumaya başla
Nokta koy her dizenin önüne
Anlamaya çalış..

Bedeninin bir noktasından dalıp
Yüreğini bulabilirim
Geceyse, başlar yastığa düşerse
Ve yorgunsa yüzün
Yıldızları soluğumla bir bir ateşleyip
Kandiller gibi başucuna koyabilirim..
Ey bütün tufanların ardında
Bulduğum dinginlik!
Göçmen çiçeği dünyanın
Kökleri ardısıra sürükleyen çılgınlık!
Madem ki yaşam bu
Madem ki taşın taş olmaktan öte
bir umarı yok
Bir türkü söyle kadınım
Yürüsün dünyaya mutluluk…

Yağıyor incecik bir yağmur dışarda
Yüzün çamurlar üstünde tüten buhur
Islak toprak kokusu
Doluyor odama
Sıkılıyorum
Kitapların üstüme yıkılacağından
Korkuyorum şimdi
Yel esiyor
Söküyor duvardaki bir resmi
Yerine senin yüzünü koyuyor.

Yüzün şimdi karşımda
Yüzün akşam karanlığında
Toprağın üstüne bırakılmış
Bir demet çiçek gibi parlıyor..

O zaman açıyorum
Bütün perdeleri
O zaman yakıyorum
Bütün ışıkları
Camları darmadağın ediyorum
Yüzünü avuçlarıma alıyorum
Alnını öpüyorum
Dünyayı öper gibi…

Sana uzanamadığım gün
Ellerim yok sanıyorum
Senin bakışlarını yakalayamadığım gün
Gözlerim yok..
O zaman bir yumruk
bütün gücüyle vuruyor
Eski bir piyanonun tuşlarına
Binlerce martı
Kayalıklara çarparak ölüyor
Ayışığı tutkal gibi
Yapışıyor pencereme
Açamıyorum perdeleri
Şiir yok artık
Türkü dindi..

Meyvelerini taşıyamayan
Ağaçlar gibiyim
Sularını taşıran ırmaklar gibi..
Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca…

Sana yüreğimde bir sürgün yeri
Göçüp konacak
Bir toprak yaratsam
Kadınım, sarışınlığının bittiği anı
Gizli bir esmerliğe eklesem..
göçmen çiçek
Her yerin yabancısı
Yolların, yolların ötesinde
bize bir tek
Yarınlar kaldı
Göğün tükenip, denizin
Başladığı yerde…

Ahmet Erhan

Posted by: yakaza | Haziran 11, 2008

Geri Ver Hayat…Bütün BaharLarımı !

Ve son bir kez;
Sev yüreğim diyorum “yorgunum” diyor…
HayaL edebiLdiğim safLıktan ötesine biLe gidemiyorum …
Ve haLa onun sesi???
Hayır Git “can” sevmiyorum ben seni…

ÇünKü!!! 

“Söz vermiştin can, hep elimden tutacağına söz vermiştin… Ama iLk yaptığın, bana oLan bütün yoLLarını kapatmak oLdu…
Oysaki, hiç hiç kapanmayacağına söz vermiştin…

Baharları Çok sevdim ben can…
Ve bütün bir baharı mı penceremde geçirdim …
Ama geLmedin can…
Ve Her gecenin sabahında akan damlalar siLdi bizi yeryüzünden biLirim…

Sadece korkuyorum, dudaklarımın başka bir ismi telafuz etmesinden…
Yüreğime söz geçirememekten …
Göz yaşlarıma esir olmaktan korkuyorum…
Ve onları sen diye yaşamaktan Korkuyorum can…

 

 

Senden sonra hep başkaLarını istedim hayatıma…
HayeLLerine umutLarıma sığdırmak istedim başka yüzLeri, ama oLmadı, yapamadım Can…
Çünkü biLirim eLLeri senin gibi dokunmaz, teni senin gibi kokmaz gözleri senin gibi bakmaz ama ne çare sen yoksin ki… Ten teni özLer demiştim güLmüştün!!! Oysaki özLediğini ben biliyorum Can… “

 

  
Posted by: yakaza | Mayıs 27, 2008

Sonu olmayan fıkra…

Patron Sekretere : Bir haftalığına iş için yurtdışına çıkacağız. Ona göre hazırlan. Sekreter kocasını arar :
Patronla bir haftalığına yurtdışına çıkacağız. Sen başının çaresine bakarsın.
Kocası sevgilisini arar :
Karım bir haftalığına yok. Bu haftayı beraber geçirelim.
Sevgili Özel ders verdiği minik çocuğu arar :
Bu hafta sana ders veremicem. Gelmene gerek yok.
Minik çocuk Dedesini arar :
Dedecim. Bu hafta dersim yok. Öğretmenim yok.Bu haftayı beraber geçirelim.
Dede (1.bölümdeki patron olur) sekreterini arar:
Bu haftayı torunumla geçireceğim. Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Sekreter kocasını arar :
Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Koca sevgilisini arar :
Bu hafta beraber olamıcaz. Karımın gezisi iptal oldu.
Sevgilisi ders verdiği minik çocuğu arar:
Bu hafta sana ders verebileceğim. İşlerim iptal oldu.
Minik çocuk Dedesini arar :
Dedecim. Öğretmenimin işleri iptal oldu. Bu hafta beraber olamıcaz. Çok üzgünüm.
Dede sekreterini arar :
Merak etme. Bu hafta yurt dışına çıkabileceğiz. Hazırlıklarını yap…
….
….
….
….
….
 

Posted by: yakaza | Mayıs 24, 2008

Öldüm de uyandım…

Öldüm de uyandım…

Bu şehir girdap gülüm,
Girdapta mehtap gülüm…
Feleğin bir suyu var,
Su değil kezzap gülüm…

Yezid’in harcı zulüm,
Yiğidin burcu ölüm…

Feleğe dayandım gülüm,
Öldüm de uyandım gülüm…

Posted by: yakaza | Mayıs 17, 2008

ALIŞMA BANA TUTKUN OLURUM……..

 
 

 

ALIŞMA BANA bugün varım,yarın birden yok olurum
DOKUNMA BANA,kapanmamış yaralarla doluyum ,bi yara da sen açma

SEVME BENİ, yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum
ANLAMA BENİ,ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum

AŞKI YAŞAMAMI İSTEME ASLA, ben aşka yıllardır inanmıyorum

GÜVENİYORSAN KENDİNE inandır beni aşkın varlıgına,sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin,tutkun olurum…


Posted by: yakaza | Mayıs 3, 2008

Telli turnam

 
 

telli turnam
Göz yumma telli turnam
Olan bitenler senden degil ya

Goz yasin silme telli turnam
Gam keder senden degil ya

Kefenin ucurma telli turnam
ölüm dedigin senden degil ya

Uç artik uç telli turnam
Isyan etme gökyüzü senden degil ya

Selam götür sevdigime telli turnam
Ayrilik senden degil ya…
ERDOĞAN YILDIZ

 

Posted by: yakaza | Mayıs 1, 2008

Milli piyango

‘Adamin biri bir kahveye girer ve ‘Millet bana bakin!.. Size
söyluyorum!.
Tam 30 sene sonra ben bu kahveye yine geleciğim’ der ve çıkar.
Kahvedekiler ‘Adam deli herhalde’ diye fazla önemsemezler.
Ve aradan 30 sene geçer. Aynı adam kahveye yine gelir
ve der ki: -’Hatırladınız mı beni millet. Size demistim 30 sene once,ben yine geleceğim diye. İşte geldim’ der.
Kahvedekiler tabi ki şaşırır.Adam devam eder. ‘30 sene sonra yine geleceğim bu kahveye’ der. Ve gider.

Aradan bi 30 sene daha gecer. Nesil değişmiştir 30 sene onceki
insanlarin cocuklari kahvede oturmaktadir artik. Adam
kahveden içeri girer. ‘Bana Bakın Millet Ben Sizin babalariniza
söyledim. Size de söyluyorum 30 sene sonra ben bu kahveye yine gelicem’ der ve çıkar.

Kahve mill eti gene bunu takmaz. Aradan 30 sene geçer
ve adam yine gelir. ‘Beni hatırladınızmı millet 30 sene önce tekrar gelicem demiştim, işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin cocuklarinizada aynı şeyi söylicem’ der ve gider.

Aradan bi 30 Sene daha geçmiştir. Ve adam yine Kahveye gelir.
‘Bana Bakın Millet Ben sizin dedelerinize söyledim.
Babalariniza söyledim, şimdi size söylüyorum tam 30 sene sonra ben bu kahveye yine gelicem’ der ve gider.
İçlerinden birisi ‘Arkadaslar bana bu olayi dedem anlatmisti.
Gelin hocaya gidelim, bu adam niye ölmüyor, nedir bunun
hikmeti? diye soralım’ der.

Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatirlar.
Hoca ‘Ben bu gece rüyaya yatayim. Azrail ile konusayim. Bakayim niye canını almıyor bu adamın, size yarın haber veririm’ der.

Ve gece olunca hoca ruyaya yatar. Rüyasinda Azrail ile
konusur. ‘Ya Azrail!. Sen bu şahısın canını niye almıyorsun’
Azrail ‘Zamanında bu adam bir dilek diledi. Ve bu dilegi kabul
oldu.Onun icin’ der.

Hoca
‘Ne diledi Ya Azrail’ diye sorar .
Azrail, ‘Allah’ım bana milli piyangodan büyük
ikramiye çıkana kadar canımı alma diye diledi’ der.
Hoca ‘E Allah istese buna büyük ikramiyeyi cikartamaz mı?’
Azrail ‘Çıkartmasına çikarir da!……..

‘ŞEREFSİZ BİLET ALMIYOR Kİ…….  

 

 

Posted by: yakaza | Nisan 27, 2008

GÖZLERİNDE ÖLEYİM NE OLUR…

 

 

 

Gözlerini getir, yarı umutsuzluğumda
Yaprak gibi döküleyim önüne
Solayım, beter olayım
Gözlerini getir öleyim…
Bilmeden çocukça sevildiğini
Ve bayram sabahınca beklendiğini
Kaf Dağından güneşi getirir gibi
Getir gözlerini öleyim…
Kimsesizim, ilk kez bu kadar suskunum
Sana söylemiyorum
Yıldızlara uzanmışım her akşam
Ve baglanmış ve kınanmış
Ve karşında yitirilmişim
Ne olur gözlerini getir
Getir gözlerini öleyim…
Ben biraz sırım, biraz divane
Çarmıha gerseler öldüremezler
Sırrım kalemimde degil yüreğimdedir
Istersen dost, istersen düşman gibi
Getir gözlerini öleyim…
Ben yine kaybettim, görmüyor musun?
Safak yangınından yaralı çıktım
Ve ben,
Gözlerinle yıkılası bir şiire başladım
Kaçtıkça sana döndüm
Ve artık gülü bıraktım
Menekşe yaprağını, kitaplarımı,
Suskun maceramı…
Bu şiir bitsin…
Bana peşini bıraktığım bir hayatı degil,
Gözlerini getir,
Getir gözlerini, öleyim…

Posted by: yakaza | Nisan 27, 2008

SeVmEk İnAnMaKtIr…

 
 
 

 

Sevmek inanmaktır.
Sevmek yaşamaktır.
Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
Sevmek sevdiği olmaktır.
Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.
Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.
Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O’nun adına istersin. O’nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler.
Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
Sevmek; sevmek istemektir.
Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O’ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.
Sevmek, gücenmemektir.
Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir.
Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.
Sevmek ölmektir.
Sevmek, ölmesini bilmektir.
Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.
Sevmek yürümektir gönüllerde.
Sevmek güvenmektir.
Sevmek onaylanmaktır.
Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva’nın Adem’in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek. Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir.
Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek.
Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir.
Sevmek bir olmaktır.
Sevmek yaşamaktır.
Ve sevmek inanmaktır.
Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır.
Sevmek sevmesini haketmektir.
Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır.
Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır.
Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi.
Sevmek sevmesini bilmektir.
Sevmek ölmesini bilmektir.
Sevmek SEVMEK olmaktır.
AŞK olmaktır.
Aşk bir kere sevmektir.
Sevmek aşkın kendisi olmaktır.
Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz…

Posted by: yakaza | Nisan 27, 2008

Eskidendi çok eskiden…

ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken…
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,


Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.


Murathan MUNGAN

 

Posted by: yakaza | Nisan 27, 2008

Yağmur sonrası

Yolların karıştığı yerde,
Birdenbire,
Bardaktan boşanırcasına
Yağdın yüreğime

Toprağın ve benim
Yüreğimiz kabarık.
Toprak güneşi düşünüyor,ben
Ne güzel düşünüyorum seni bilsen…

Cengiz Bektaş

 

Posted by: yakaza | Nisan 27, 2008

SENDEMİ CAN

SENDEMİ CAN


Yiktılar sevgi dolu bu devi derken ağlıyordun,

Neleri nasil yaşadığımı hani sen anlıyordun,

Ayni cehennemdeydik ya can birlikte yanıyordun,

Elmi olduk be Can yoksa sendemi?…

Gülerek girildi yalniz mütevazi ama mahsun dünyama,

Nester vardi ellerinde derman olunacaktı yaralarıma,

Hep kalbsizler çikti karşıma, onlar girdi günahıma,

Neden şimdi yalnızım be Can yoksa sendemi?…

Hatırlarmısın Can ben güldüreceğım seni demiştin,

Hani adam gibi adamdim, hani içten sevmiştin,

Hani kader çikarmıştı karşına, hani haketmiştim,

Bu yaş ne gözlerimde be Can yoksa sendemi?…

Aramayacağım bundan böyle kendi geliyor dertler,

Aşk hikayelerinde kalmış gerçek sevgiler,

Yalnızlık ve hasretler sanki iliklerimdeler,

Neden yoksun yanımda be Can yoksa sendemi?…

Eski Gönderiler »

Kategoriler