
Bilmeden yaptım
Belki de gölün durgunluğu çekti beni,
Bilerek çektim
Sanırım bulutların rengi sardı beni…
Bilmeden kaynaştırdım
Belki ikisi de sudur diye,
Bilerek dokundum
Sanırım ikisi de düşümdür diye…
24 Nisan 2008 PARİS
Ahmet Nesin

Bilmeden yaptım
Belki de gölün durgunluğu çekti beni,
Bilerek çektim
Sanırım bulutların rengi sardı beni…
Bilmeden kaynaştırdım
Belki ikisi de sudur diye,
Bilerek dokundum
Sanırım ikisi de düşümdür diye…
24 Nisan 2008 PARİS
Ahmet Nesin
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik
güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda
……….
……….
Nazım Hikmet RAN
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi
Çay demledim: deme, kahve getirme
Girme ani sevinç gibi beynime
Hüznümü yaşıyorum, dokunma şimdi!.
Ben böyle olacak adam değildim
Yanlız kalacak adam değildim
Neylersin rüzgar sertçe esti eğildim
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…
Her ne kadar kale’m varsa alındı
Eski sevgililer bir bir silindi
Yine sol böğrüme bir ağrı indi
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…
Bırak dağ başları toz duman olsun
Kırılsın camlar,plaklar sussun
Muhabbet kuşları kafesten uçsun
Hüzünümü yaşıyorum dokunma şimdi…
Tahir Kutsi Makal
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı




















şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Kasımpaşa’da bir bayram günü soğuktan donarak ölen
ve hayatımızdaki en değerli şeyleri bize öğreten o derin dervişe…
“Hayat hiçbir zaman boyumuzun hizasında olamadı. Hep başka zamanlarda ve mekanlarda kaybettik kendimizi. İkimiz de aramayı yıllarca zıt yönlerde aradık. Yürüdüğümüz yol, cam kırıklarıyla, paslı çivilerle, ateşlerle, tuzaklarla ve en çok da yenilgilerle dolu bir yoldu. Sahip olduğumuz en büyük servet de bunlar oldu.”
Kaybetmeyi servet sayan bir yazarın kaleminden çıkan roman, bu cümlelerle başlıyor. Ve devam ediyor felsefi imgelerin yordamıyla…
Zeval, hem üslubu ve hem de anlatım tekniği itibariyle bir roman için fazlasıyla sarsıcı. Yazarın seçtiği epizotlardan diyaloglara, yaptığı ironilerden psikolojik yaklaşımlara kadar roman, pek çok orijinal atraksiyonla okuru allak bullak edecek bir niteliğe sahip. Fakat bunlardan daha önemlisi ise Zeval’in, Kasımpaşalı Lütfi Efendi’nin hayatına teğet geçmesi. İlk yayına başladığı günden beri yayınlarımızı kendisine ithaf ettiğimiz Lütfi Efendi, bizii yakından takip edenlerin bildiği bir isim. Ahmet Can’ın eserini ithaf ettiği Kasımpaşalı Lütfi Efendi, bir bayram günü soğuktan donarak vefat etmişti.
Romandan bir bölüm:
“İnsanoğluyla ilgili tüm tanımlamalar eksiktir ve bir çoğu da yalandır. Psikiyatri yalandır. Psikolog bir arkadaşım vardı. Bizim gibi insanların mutlaka bir kaç titri olan dostları olur. Çünkü onlar için iyi bir malzemeyizdir. Umut dağıtıcıları… Umut pompacıları… Kendilerine çok güvenen psikologlar… Onların gözünde asla sağlıklı insan yoktur. Çünkü gizli güç odur.
Ve siz ruhunu ona teslim eden çaresiz bir kölesinizdir.
Bu yüzden onun otoritesini hiçbir zaman zedeleyemezsiniz. Sarsamazsınız.
Duygularını paraya tahvil etmiştir onlar.
Sizin üzerinizden para kazanırlar.
Sizin üzerinizden otorite saplantılarını tatmin ederler.
Sizin üzerinizden, kendilerinden daha kötü biri ile yüzleşmedeki o pis, o ikiyüzlü küstah rahatlama hattına girerler.
Sizin üzerinizden meşhur olurlar.
Size sürekli yalan söylerler.
Siz orijinalsinizdir onlar ise sizi herkesleştirmeye çalışırlar.
Siz zekisinizdir. Onlar sizi aptallaştırmaya çalışırlar.”
Ahmet Can - Ritüel Yayınları
Ciğerin Yansın
Bilseydim duyguya yer yok dininde
El pençe durmazdım hayalin önünde
Kapkara yas tututum doğum gününde
Neşemi yok ettin ciğerin yansın
Doğuştan sevgiye aşka meyildim
Kimsenin lütfuna muhtaç değildim
Bir sana diz çöktüm sana eğildim
Canıma tak ettin ciğerin yansın
Sen ince ağrımsın veremdim sana
Aleme haramdım, haremdim sana
Aşkınla tutuşan ,keremdim sana
Aslıdan çok ettin ciğerin yansın
Düşsemde kalkarım tutma elimden
Gururum merhamet ummaz zalimden
Beddua çıkmazdı şair dilimden
Sabrımı tükettin ciğerin yansın
Sineni kaplasın bu onmaz yara
Hayatın boyunca gölgemi ara
Değil mi sen benim yüzümü kara
Saçımı ak ettin ciğerin yansın
Bedirhan Gökçe
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Resimler kategorisinde yayınlandı
Gerçeği anlatmak istiyorsan, zerafeti terziye bırak (A. Einstein)
günün sözü kategorisinde yayınlandı

Aykırı bir şiirim kitabının arasında
Kargacık burgacık bir yazıyla yazılmış
Sondan okumaya başla
Nokta koy her dizenin önüne
Anlamaya çalış..
Bedeninin bir noktasından dalıp
Yüreğini bulabilirim
Geceyse, başlar yastığa düşerse
Ve yorgunsa yüzün
Yıldızları soluğumla bir bir ateşleyip
Kandiller gibi başucuna koyabilirim..
Ey bütün tufanların ardında
Bulduğum dinginlik!
Göçmen çiçeği dünyanın
Kökleri ardısıra sürükleyen çılgınlık!
Madem ki yaşam bu
Madem ki taşın taş olmaktan öte
bir umarı yok
Bir türkü söyle kadınım
Yürüsün dünyaya mutluluk…
Yağıyor incecik bir yağmur dışarda
Yüzün çamurlar üstünde tüten buhur
Islak toprak kokusu
Doluyor odama
Sıkılıyorum
Kitapların üstüme yıkılacağından
Korkuyorum şimdi
Yel esiyor
Söküyor duvardaki bir resmi
Yerine senin yüzünü koyuyor.
Yüzün şimdi karşımda
Yüzün akşam karanlığında
Toprağın üstüne bırakılmış
Bir demet çiçek gibi parlıyor..
O zaman açıyorum
Bütün perdeleri
O zaman yakıyorum
Bütün ışıkları
Camları darmadağın ediyorum
Yüzünü avuçlarıma alıyorum
Alnını öpüyorum
Dünyayı öper gibi…
Sana uzanamadığım gün
Ellerim yok sanıyorum
Senin bakışlarını yakalayamadığım gün
Gözlerim yok..
O zaman bir yumruk
bütün gücüyle vuruyor
Eski bir piyanonun tuşlarına
Binlerce martı
Kayalıklara çarparak ölüyor
Ayışığı tutkal gibi
Yapışıyor pencereme
Açamıyorum perdeleri
Şiir yok artık
Türkü dindi..
Meyvelerini taşıyamayan
Ağaçlar gibiyim
Sularını taşıran ırmaklar gibi..
Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca…
Sana yüreğimde bir sürgün yeri
Göçüp konacak
Bir toprak yaratsam
Kadınım, sarışınlığının bittiği anı
Gizli bir esmerliğe eklesem..
göçmen çiçek
Her yerin yabancısı
Yolların, yolların ötesinde
bize bir tek
Yarınlar kaldı
Göğün tükenip, denizin
Başladığı yerde…
Ahmet Erhan
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Ve son bir kez;
Sev yüreğim diyorum “yorgunum” diyor…
HayaL edebiLdiğim safLıktan ötesine biLe gidemiyorum …
Ve haLa onun sesi???
Hayır Git “can” sevmiyorum ben seni…

ÇünKü!!!
“Söz vermiştin can, hep elimden tutacağına söz vermiştin… Ama iLk yaptığın, bana oLan bütün yoLLarını kapatmak oLdu…
Oysaki, hiç hiç kapanmayacağına söz vermiştin…

Baharları Çok sevdim ben can…
Ve bütün bir baharı mı penceremde geçirdim …
Ama geLmedin can…
Ve Her gecenin sabahında akan damlalar siLdi bizi yeryüzünden biLirim…


şiir dünyası kategorisinde yayınlandı
Patron Sekretere : Bir haftalığına iş için yurtdışına çıkacağız. Ona göre hazırlan. Sekreter kocasını arar :
Patronla bir haftalığına yurtdışına çıkacağız. Sen başının çaresine bakarsın.
Kocası sevgilisini arar :
Karım bir haftalığına yok. Bu haftayı beraber geçirelim.
Sevgili Özel ders verdiği minik çocuğu arar :
Bu hafta sana ders veremicem. Gelmene gerek yok.
Minik çocuk Dedesini arar :
Dedecim. Bu hafta dersim yok. Öğretmenim yok.Bu haftayı beraber geçirelim.
Dede (1.bölümdeki patron olur) sekreterini arar:
Bu haftayı torunumla geçireceğim. Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Sekreter kocasını arar :
Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Koca sevgilisini arar :
Bu hafta beraber olamıcaz. Karımın gezisi iptal oldu.
Sevgilisi ders verdiği minik çocuğu arar:
Bu hafta sana ders verebileceğim. İşlerim iptal oldu.
Minik çocuk Dedesini arar :
Dedecim. Öğretmenimin işleri iptal oldu. Bu hafta beraber olamıcaz. Çok üzgünüm.
Dede sekreterini arar :
Merak etme. Bu hafta yurt dışına çıkabileceğiz. Hazırlıklarını yap…
….
….
….
….
….
Fıkra+yazılar kategorisinde yayınlandı
Öldüm de uyandım…
Bu şehir girdap gülüm,
Girdapta mehtap gülüm…
Feleğin bir suyu var,
Su değil kezzap gülüm…
Yezid’in harcı zulüm,
Yiğidin burcu ölüm…
Feleğe dayandım gülüm,
Öldüm de uyandım gülüm…
Videolar kategorisinde yayınlandı
Resimler kategorisinde yayınlandı
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı
‘Adamin biri bir kahveye girer ve ‘Millet bana bakin!.. Size
söyluyorum!.
Tam 30 sene sonra ben bu kahveye yine geleciğim’ der ve çıkar.
Kahvedekiler ‘Adam deli herhalde’ diye fazla önemsemezler.
Ve aradan 30 sene geçer. Aynı adam kahveye yine gelir
ve der ki: -’Hatırladınız mı beni millet. Size demistim 30 sene once,ben yine geleceğim diye. İşte geldim’ der.
Kahvedekiler tabi ki şaşırır.Adam devam eder. ‘30 sene sonra yine geleceğim bu kahveye’ der. Ve gider.
Aradan bi 30 sene daha gecer. Nesil değişmiştir 30 sene onceki
insanlarin cocuklari kahvede oturmaktadir artik. Adam
kahveden içeri girer. ‘Bana Bakın Millet Ben Sizin babalariniza
söyledim. Size de söyluyorum 30 sene sonra ben bu kahveye yine gelicem’ der ve çıkar.
Kahve mill eti gene bunu takmaz. Aradan 30 sene geçer
ve adam yine gelir. ‘Beni hatırladınızmı millet 30 sene önce tekrar gelicem demiştim, işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin cocuklarinizada aynı şeyi söylicem’ der ve gider.
Aradan bi 30 Sene daha geçmiştir. Ve adam yine Kahveye gelir.
‘Bana Bakın Millet Ben sizin dedelerinize söyledim.
Babalariniza söyledim, şimdi size söylüyorum tam 30 sene sonra ben bu kahveye yine gelicem’ der ve gider.
İçlerinden birisi ‘Arkadaslar bana bu olayi dedem anlatmisti.
Gelin hocaya gidelim, bu adam niye ölmüyor, nedir bunun
hikmeti? diye soralım’ der.
Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatirlar.
Hoca ‘Ben bu gece rüyaya yatayim. Azrail ile konusayim. Bakayim niye canını almıyor bu adamın, size yarın haber veririm’ der.
Ve gece olunca hoca ruyaya yatar. Rüyasinda Azrail ile
konusur. ‘Ya Azrail!. Sen bu şahısın canını niye almıyorsun’
Azrail ‘Zamanında bu adam bir dilek diledi. Ve bu dilegi kabul
oldu.Onun icin’ der.
Hoca
‘Ne diledi Ya Azrail’ diye sorar .
Azrail, ‘Allah’ım bana milli piyangodan büyük
ikramiye çıkana kadar canımı alma diye diledi’ der.
Hoca ‘E Allah istese buna büyük ikramiyeyi cikartamaz mı?’
Azrail ‘Çıkartmasına çikarir da!……..
‘ŞEREFSİZ BİLET ALMIYOR Kİ…….
Fıkra+yazılar kategorisinde yayınlandı

Gözlerini getir, yarı umutsuzluğumda
Yaprak gibi döküleyim önüne
Solayım, beter olayım
Gözlerini getir öleyim…
Bilmeden çocukça sevildiğini
Ve bayram sabahınca beklendiğini
Kaf Dağından güneşi getirir gibi
Getir gözlerini öleyim…
Kimsesizim, ilk kez bu kadar suskunum
Sana söylemiyorum
Yıldızlara uzanmışım her akşam
Ve baglanmış ve kınanmış
Ve karşında yitirilmişim
Ne olur gözlerini getir
Getir gözlerini öleyim…
Ben biraz sırım, biraz divane
Çarmıha gerseler öldüremezler
Sırrım kalemimde degil yüreğimdedir
Istersen dost, istersen düşman gibi
Getir gözlerini öleyim…
Ben yine kaybettim, görmüyor musun?
Safak yangınından yaralı çıktım
Ve ben,
Gözlerinle yıkılası bir şiire başladım
Kaçtıkça sana döndüm
Ve artık gülü bıraktım
Menekşe yaprağını, kitaplarımı,
Suskun maceramı…
Bu şiir bitsin…
Bana peşini bıraktığım bir hayatı degil,
Gözlerini getir,
Getir gözlerini, öleyim…
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı
|
Sevmek inanmaktır.
|
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken…
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,

Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.

Murathan MUNGAN
şiir dünyası kategorisinde yayınlandı

Yolların karıştığı yerde,
Birdenbire,
Bardaktan boşanırcasına
Yağdın yüreğime

Toprağın ve benim
Yüreğimiz kabarık.
Toprak güneşi düşünüyor,ben
Ne güzel düşünüyorum seni bilsen…
Cengiz Bektaş

şiir dünyası kategorisinde yayınlandı
SENDEMİ CAN

Yiktılar sevgi dolu bu devi derken ağlıyordun,
Neleri nasil yaşadığımı hani sen anlıyordun,
Ayni cehennemdeydik ya can birlikte yanıyordun,
Elmi olduk be Can yoksa sendemi?…
Gülerek girildi yalniz mütevazi ama mahsun dünyama,
Nester vardi ellerinde derman olunacaktı yaralarıma,
Hep kalbsizler çikti karşıma, onlar girdi günahıma,
Neden şimdi yalnızım be Can yoksa sendemi?…
Hatırlarmısın Can ben güldüreceğım seni demiştin,
Hani adam gibi adamdim, hani içten sevmiştin,
Hani kader çikarmıştı karşına, hani haketmiştim,
Bu yaş ne gözlerimde be Can yoksa sendemi?…
Aramayacağım bundan böyle kendi geliyor dertler,
Aşk hikayelerinde kalmış gerçek sevgiler,
Yalnızlık ve hasretler sanki iliklerimdeler,
Neden yoksun yanımda be Can yoksa sendemi?…

şiir dünyası kategorisinde yayınlandı